Bana göre uzun bir ara verdim, ozluyorum blogumu yazmayı şaka gibi benim için, sanki kaçırıyormuşum gibi birşeyleri, tarihe not düşmeyi gibi geliyor. Koca bir yılı bitirdik kolay mı ...
Yapmadım bu sene gecmisin hesabını, önüme bakıyorum... Bugün geçti bile 6 gün... Ne yaptım? Henuz ekstra sayılabilecek hiç... Olsun, olmayacak demek değil ya... Ruhumu hazırlıyorum J Liste yapmayacağım, kafamda var listem. Önce ev değişecek, bakalım... Hoş ne demiş derin kişilik, ara ara ruh sesim Sezen: “ Tedbili mekanda ferahlık yokmuş aslında”. Bunu da akılda tutmakta fayda var...
Neyse efem, neler yaptık ara verdiğimiz bu dönemde;
Dostlar ve kardeşim geldi yılbaşı akşamı, yedik, içtik muhabbet ettik, çerez çıtlayıp, çay içip tombala oynadık... Yelda’nın son seyahatinden gelme Prosecco ile başlayan sofra sefamıza menu olarak; çerkez tavuğu, Marina’nın vinegret’i, patlıcan- börülce ve yeşil salatalar eşlik etti hindi eşliğinde. Ozgun’un nefis tiramisu’sundan Yelda’ye mutlu yıllar keki yaptık, mum üfledik. Ne görgüsüzlük bu kadar yaz yaz, ama ben alışkın değilim kendimin hazırladığı bu kadar mükellef sofraya evde, azıcık şımarayım dedim.

Pembe şeker yaptık Naz’dan, ama şeker kendine paket yaptırmadı.. Toka taktırmıyor, kıvır kıvır bonusa dönen lüleler her yanında sarkıyor kafasının J Aşkısı geç geldi işten, yemeğe 20:00 den sonra oturduk ancak. Naz dayanamadı, hindi dolmanın tadına ilk o baktı , sonra biz yemeğin ortasındayken “ nen nen” yapıp kendini yere attı, dolayısıyla erkenden uykuya gitti. Oysa ona serbest bırakmıştım o gece, istediği saatte uyumasını, rutinini bozmadı. Atilla bebek de yemekten önce uykuya dalmıştı bile, bizi rahat ettirdiler kısacası...

Ertesi gün sürpriz yapan günesli yeni yılın ilk gununde güneşe aldanıp parka gittik , ama çoook soğuktu. Naz’ı babasının montuna sardık bir süre sonra hatta... Kısa sürede olsa muhteşem manzaralı park seyahatinden sonra , Naz ve babası eve, ardeşim kendi evine , ben de İngiltere’den gelen Filizcim’in yanına ... Sohbet, yemek muhabbet, hadi evde devam edelim derken kızı ve annesiyle bizde konaklama. Cuma günü çalışacak olmama rağmen enerji verici bir yeni yıl başlangıcı oldu...

Haftasonumuz da oldukça hareketliydi;
Cumartesi sabahı Naz ilk tiyatro denemesini yaptı. Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezinde, “Deniz kızı ve Korsanlar” ı izledik oyun grubumuzla. Biz ikinci yarıya yetişebildik Naz’ın uyku saati nedeniyle. Oldukça ilgiliydi, gözünü ayırmadı oyundan. Ardından hızlı alışveriş, bir önceki hafta konulan egzama teşhisi ve kullanılan ilaçların sonucunun kontrolu ve eve... Naz uykuya giderken biz de aşkısı ile önce eski komşum, hamarat sıdıka ablamıza hızlı bir yemeğe oradan da eski iş arkadaşlarımızla Citys’de güzel bir akşam yemeğine aktık... Ertesi gün Marina izinliydi... Naz bize bol bol kapris yaptı L Bu ayrı bir post konusu zaten... Günü evde bitirip yeni haftaya ufak çaplı bir PAzartesi sendromu ile başladık...
Daha sık yazmalıyım, birikiyor kafamda sonra salıveriyorum, saldıkça geri geliyorlar, yazıp salmalı ki geri gelmesin, kelimelere takılı kalsın hepsi... Yapacağım, kendime ilk küçük sözüm olsun...