Marina isim taktı "ppırrrr kelebek kelebek" diye... Oda oda koşuyor, sonra bulduğu ilk yumuşak yere paaat diye kendini atıp soluklanıp devam... Yerde birşeyler oynamak için bile çömeliyor, ama popo yere değerse ayıp olur... Sabah 06:30 da çıktım Bursa feribotu için, hissetmiş gibi dikilmiş ayağa ben hazırlanırken, geldim hala sabahki enerji. Oyuncak falan hak getire, oyalamak, oyun kurmak ne mümkün. Televizyon açayım dedim, onu da bilmiyor ki 3 dakika bakıyor ben ona anlatırken, ama ayakta kendi seçtiği noktadan, tutmak kucağında ya da yanına oturtmak mümkün değil; popo kuralı var ya... SOnra vıınnnn terlik sesinden yetişiyorsun nerede olduğuna... En son sen gördüğünde köfte yemişti , hala onu yiyor. Deli oluyor köfteye, çeşitlendirmek lazım... O yemeyi öğrenirken çevresindeki bir kaç metrekarede bundan sebepleniyor tabi...Elinde ıslak mendil ( nerede görse mutlaka içinen hemen bir kaç tana çekiliyor) duvar , masa silmeye başladı. "Masamı siliyorsun" sorularıma "mata tii" gibi tekrarlamalarla cevap veriyor dilli şey... Tavşan el kuklasını takıp o bana oun yapıyor. Espriyapıyor kendince, ben dil çıkarınca o da dudaklar önde burun çekilip çirkin oluyor... DÜn sabah yanıma alayım , yatakta oynarız dedim, yastığına vurup "babba babba" yaptı yine sonra da durmadı indi, hemen uçmaya baladı evin içinde, dokunuyor tabi. Sanırım sen eskisi kadar rahat, bense hiç bırakıp da seyahat edemeyeceğim böyle giderse...
Yani özet: Naz'lı hayat şahane, gerisi bahane... :*


