4 Nisan 2010 Pazar

Yine yine...

Hayat bir ceza mı , hediye mi?
Nasıl baktığına mı bağlı?
Yoksa aslında öğretilenleri yaşarken, kendimizi avutmak için mi, hediye olarak görüyoruz hayatın beraberinde getirdiklerini...
Öylesine, ama gerçekten öylesine geçmiş bir hayat .... Bu olmamalı...
Beklentiler ve eldekiler hesaplaşmasında , sürekli kendini yıpratmak... Bir bilinmeze, "kısmet, hayırlısı" diyerek kürek çekmek... "Sadece benim başımda değil, herkeste var..." diye diye yılları geçirmek... Bu mudur hayattan anladığımız?
Kaliteli hayat yaşamak bu kadar mı zor?
Çekip gidesim var... Üstüm başımdakilerle, yanıma da kızımı alıp... Kilometrelerce yürüyesim, kütüphanelerce kitap okuyasım, saatlerce boş boş durasım var... Ama gerçekten boş, eğer varsa böyle bir şans, gerçekten hiçbirşeye endişelenmeden, üzülmeden , dert etmeden durasım var...

Verdiğin ve şükrettiğim herşeye nankörlük değil bu söyleyeceklerim... Şükretmek için nasihata ya da musibete de ihtiyacım yok ... İnancım sonsuz...
Ama insanım, şişiyorum bazen. Kendimi büyümüş sanıyorum , bir bakmışım küçücüküm.. Verdiğin fani hayatta bana bir kıyak geçsen, 30'umu bitiriyorum bu sene...
Dertlerini az öteye çeksen, nefesimi genişletsen...
İçime huzur damlası bıraksan, söz ben onu yeşerteceğim, söz...

1 yorum:

yapıncak dedi ki...

N'oldu ya böyle Elif?
Kendine -sadece kendine- biraz zaman ayır, dertlerine mola ver ve farklı -tamamen farklı- bir iki şey yapmaya çalış. Bazen böyle yapıyor bu hayat işte ama her gün yeni bir gün... Bak güneş de parlıyor :)