19 Ocak 2009 Pazartesi

Biraz erken değil mi yavrum ?

Hani derler ya; motor akmış gibi, geçen haftasonu beni motor falan da kesmedi, yetişemedim hiçbirşeye. Aşkısı yok, Marina gidiyor, gidecek gelecek mi, iş.. derken ben stres, Naz benden stres... 16 aylık bebekte “ terrible 2 “ başlar mı? Bu benim bir sonraki araştırma konum.

Konuşuyoruz evde, Marina “ bana yok” diyor, hatta Cuma 5 defa aradım,” hayır, problem yok” cevabıyla karşılaştım. Ama beni görünce Naz kırmızı görmüş boğa gibi oluyor, herşeye değil, ama pek çok şeye mızıldanıyor. İniyorum dizlerimin üzerine anlatıyorum, bazen anlıyor bazen daha çok sinirleniyor. Konuşmak istiyor, “ bıdı bıdı” anlamlı anlamsız bir sürü kelime ile sürekli yayında, anlatamadıkça ya da eğer “ efendim?” dersem sinirleniyor. Farkettim ki “ evet evet , yaaa” ya da arda anlamını kestirdiğim kelimelerden kendimce sonuç çıkarıp “ evet, ... olmuş, demek öyle” deyince gülümsüyor. Ayrıca herşeyi kendisi yapacak küçük hanımın. Eğer giydirmek istediğimiz çorap , T-shirt, ya da pijamayı elimizde görürse, biliyoruz ki onu giydirmeyecek. Eline alıp kendisi giymeye çalışacak, giyemedikçe sinirlencek ama vazgeçmeyecek... Geçen Perşembe akşamı aynen böykle bir kriz yaşandı ilk defa. Artık soğuk olması nedeniyle daynamayıp, zorla ( evet ama yapacak başka birşey yoktu, yarım saatten fazla bildiğim, okuduğum her tekniği, her ikna yöntemini denedim) pijmasını giydirdiğim içn bana sinirlenen Naz, dokundurtmadı kendine. Yatak odasında boy aynasının önünde, bağırdı, oynadı, ama yanına yaklaştırmadı bizi. Çiçek’i yatırmak bahanesiyle odasına gelmeye ikna ettik. Tabi benim sinirler harap, aşkısı yok, çaresizlik... Marina uyuttu, rekor kırıp 22:00de uyudu ilk defa... Emzirmeye bile halim kalmamış, zaten gelmezdi kucağıma...


Cuma akşamı gitmesine bir gün kala bakıcımız ve Naz’la Fly inn’e gittik, yemek yiyip kitap almaya. Hem evde bir gün öncenin krizinin hatırası bende taze, tabi onlar bir tam gün oynamışlar, dışarı çıkıp hava almışlar, ben ofise gidip deli bir Cuma geçirmişim, ne yalan söyleyeyim, birbirimize sarmayız, dışarıda daha iyi vakit geçiririz diye düşündüm uyku saati için eve gidene kadar. Nitekim de öyle oldu. Ama evde “ anne “ ve birşey isterken “ anniiii” diye susmayan çocuğun beni gözü görmedi. Güven sınırı falan hikaye, alıp gidiyor başını. İki eli iki yanında serseri sallana sallana, tüm çocuklara koşup onlara sarılarak , tüm mağazalara kapıdan girip kontrol ederek ama biğr kere arkasına bakıp yanımda kim var diye kontrol etmeden...
Dün benzerleri, Naz’a seneye hazırlık birşeyler almaya çıkmış anne ve anneanne ile de aynıydı. Su istemek yerine çantama asılıp beni yere çöktürüp “aç aç” demek suretiyle çantada kendi suyunu arayan Naz, karnı doyunca ağzı pis- üstünde önlük masadan fırlayan , tutabilene aşk olsun Naz, anne evde su bardağını unutunca pipetle cam bardaktan su içen, kendiyle gurur duyan, ama bardakla restaurant’da gezmek isteyen , verilmeyince cam bardak, kendini yere atan Naz, bu sefer pet şişeden pipetle gayet güzel ve sakin suyunu içip, şişeyi istediğinde ağzı kapalı verdim diye ağlayan, “amannn dökerse değişrim üstünü “ diye düşünüp ağzı açık verdiğim suyu yere döküp, ki hiç sorun yapmadım, ama içinde suyla oynamasına izin verilmeyince kendini yine yere atıp ağlayan Naz, D&R’da yarım saatten fazla kitap inceleyen ama iş oradan çıkmaya gelince bize çooook kızan Naz, kızımdan değerli mi incelesin diye çok isteyince verdiğim fotoğraf makinesini 2 defa düşürünce kibarca aldığım için 10 dakika beni deneyip ağlayp , tepinen Naz, eve gelince “bez değiştirmek mi o da nereden çıktı” diye sinirlenen , çıplak çıplak evde koşturan Naz, elini yıkamak istemeyen ağlayan Naz, elini yıkamaya başlayınca suyu neden kapattım diye bana kızan Naz....

Biyonik anne değilim, maalesef öyle çok serinkanlı da değilim. Ağlayarak istediği şeyleri yapmamaya gayret ediyorum şartlanmasın diye. Ama susmasını beklerken ya da dikkatini dağıtana dek geriliyorum, ve yansıtıyorum gerilimimi maalesef. Sesim yükseliyor bazen. Benim de eğitilmem lazım bir yandan Naz’ı doğru yönlendirmeye çalışırken. Sanırım bize kısa zamanda pedagog yolu gözüktü...

P.S: Bu bir şikayet yazısı değil... Kendime not ve terapi, eğer bu anları 2. defa yaşamaya gücüm( üz) olduğunu düşünüp 2. bebeği düşünürsem (k) ve kızım kendi bebeğiyle benzerlerini yaşarsa “ herkes yaşıyor, ben de yaşadım, yaşıyorum” dememiz için bir not, aşkısı olmadan ne kadar zorlandığımı hatırlamam ve beraber olduğumuz anların değerini bilmek için bir note , ama bir yandan bunları yazarken bir sonraki postta kızımın sevimliliklerini, akıllı hallerini yazmanın heyecanını yaşadığımı hatırlamak için KOCAMAN BİR NOT...

12 yorum:

Tuğba dedi ki...

Elifcim öyle iyi anlıyorum ki seni. O gün dişleri vb bir takım sıkıntısı olmuş olabilir. Bizim de 3 gün önce öyleydi. Tüm gün ağladı, tepindi. Babasına dokundurtmadı bile. Ne zamanki diş pörtledi o zaman eski sevgi dolu Maya'ya döndü.
Bizim en büyük kurtarıcımız, umarım uzun bir süre de bu şekilde devam eder, "aaa uçak" şaşırtmacası..
Üzülme...hepimiz öğreniyoruz onlarla birlikte..ben mesela üstüne gitmemeyi öğrendim bu kadar inatçı biriyken. İstemiyor mu giymeyi, giymesin uyusun öyle..tersine gidince daha da sarpa sarıyor..
sevgilerrr, iyi haftalar :)

HülyArda dedi ki...

öyle tanıdık geldi ki yazdıkların, ben de "terrible 2" sanmıştım ama anladım ki dişmiş, sizin de belki öyle bişey olabilir. diş dönemlerinde Arda gidiyor yerine başka bir çocuk geliyor sanki, bu tepinmeler krizler çok tanıdık bana bu ara ve azılarımız çıkıyor çok az kaldı tahminim çıkmalarına ama çok yoruldum, eski oğlum geri gelsin istiyorum. Bloga bile yazmak istemiyorum uzun süredir,elim gitmiyor. Dün mesela sabah kalktı, süt istedi babası süt ısıtıp getirdi, sütü bile almadan git git deyip babasını itmeye başladı sevgiyle yaklaştıkça ses tonu yükseldi ve çığlık ata ata ağlamaya başladı yarım saat sürdü bu ağlama ve biz bittik resmen yani bir şeye verilen tepki de değildi çünkü daha yeni kalkmıştık ne olabilir di ki ? en son yerde yuvarlana yuvarlana ağladığıktan ve tepindikten sonra kucağıma geldi ama hıçkırması 1 saat geçmedi ve içim acıdı resmen...
Bunlar da geçer inşallah, büyürler ve hatırlamayız bile inşallah...

Evrim Ozkan dedi ki...

merhaba,

montessori grubundan buldum blogu. ne kadar tanidik bir hikaye. hep ben hep ben anlamayinca sinirlenmeler. zor cok zor bir zaman bizleri bekliyor. umuyorum hepimiz icin en kisa surede biter bu gunler.

sevgiler

Sevgili Sayfa dedi ki...

Elif'cim selam,

Ofisteyim, çok kısa yazacağım o nedenle.

Elizabeth Pantley "Çocuğumuza Verdiğimiz Gizli Mesajlar", şiddetle tavsiye ederim. Yeni okudum ve çok faydalandım. Önce anneme sonra da eşime okutacağım zorla :-)Her anne-babanın okuması lazım bence. Belki vardır sende de ama yoksa mutlaka en kısa zamanda edin derim. Pedegoga filan hiiç gerek yok bence :-)

sevgiler
gülfer

Elif dedi ki...

Üzülmekten çok çaresizlik hissi diyelim Tugbacım... Neler öğrendim neler, ben eski ben değilim zaten :)

Elif dedi ki...

Evet enerjin kalmıyor bazen Hulya, ama sonra bir bakıyorsun 2 dakika önce tepinen o değil :)

Elif dedi ki...

Merhaba Evrim, memnun oldum :)
evet zor günler ve sanırım 3 yaş civarına dek de böyle gidecek, ön yargılı olmak değil bu, ama keşifleri biraz yavaşlayıp, doyuma yaklaşınca kendilerine dönüp bir bakacakla ridye umuyorum ...

Elif dedi ki...

alınacak okunacak ,hatta hatmedilecek o zaman Gulfercim :) öyle uzman görüşü gerektiren bir durum değil, ama kesin araştırıp kendimi eğitmem gereken bir durum...

esin ve ömer dedi ki...

elifcim ömerde aynı,herşeye hayır diyor.Bunaldım,bende bazen o kadar çok konuşup ikna etmeye çalışıyorum olmuyor.Zorla bezliyorum zorla üstünü değiştiriyorum.Sürekli de dişler yüzünden ağzı akıyor.yakası hep ıslak ,değiştirtmiyorda.İstemden de olsa zorla yapıyorum....

Elif dedi ki...

Evet Esincim, hayır ve ben en favori kelimeleri şu aralar, yapacak bir şey yok, onlar için iyi olanı bazen zorla yapmak , yaptırmak durumundayız, değil mi ama?

PrimaRima dedi ki...

Elifciğim çok normal şeyler bunlar İnanırmısın bazen 15. ay 16 . ay farketmiyor terrible two için ona benzer davranışlar olabiliyor.Mesela bu pijamayı giymemek için cabası, inadı, siniri, ve sonunda senin galip gelmene kızması tepkisi...diğer anlattıklarında öyle aynılarını yaşıyorum bende biliyorsun.
Birdeşu var Marinanın yokluğumu onu böyle yapdı sonuçda onada fazlası ile alışkın.

Elif dedi ki...

hakkın var- biraz da Marinasızlık, ama bana hep daha nazlı bu hanım, hepimize şans ve sabır diliyorum :)