9 Ağustos 2009 Pazar
Sri Lanka ilk günler...
7 Ağustos 2009 Cuma
Biz gittik...
Havalimanından uçuşa 1 saat kala yazmak varmış Zone'dan...
Ne haftaydı ama...
Pazar sabah ateşlenen Naz acile götürüldü, toparlar Calpol dediler... Akşama doğru fenalaştı hareketler slowmotion, iyi ki panik aşkım... Hemen yine hastanaye... Bir gün önce aylardır erteledğim karma aşıı vurdula, ondan sandım... Ne bileyim hastalanmaz ki bizim kızımız... Kan tahlili, sonuç bakteriyel seviyede artış... Serum içi antibiyotikli. Açtılar miniğimize damar yolunu , verdiler serumu. Düşmüyor düşmüyor. Murat elinde termometre 10 dak da bir kontrol, ben aralarında sakin kalmaya çalışıyorum. NAz neyse ki emzikle sakinleştirior kendini, Murat hastaneyi yıkıor, ii ki yapıyor... Hemen serum seviyesi değiştirildi, buzlu kompresler başımızda 3 hemşire... Bitkin düştü yavrum, uyudu serum hızla zerkedilirken... Dedik biz gitmeyiz eve kalacağız, yattık bir odaya, Naz çırılçıplak. Birkaç saat sonra bu sefer ateş 35, donma eşiği... Daım bağırıyor 35 in altına inmesin die telefonda... Bu sefer de battaniylerle ısıtıyorlar, bizse izliyoruz elini tutup... Neyse sabah bir antibiotik daha, damar yolu çıktı ve biz evimize gittik. naz akşama doğru eski halindeydi... İhmal etmemk lazım ateşi, hemen doktrora gitmeli die yazıyorum hatırlamak istemediğim o günü... Neyse geçti, gitti, uzak olsun....
Salı akşam Muhabbeti bindirdik, ertesi sabah da ÇArşamba teyzesi kızımı bizden uzağa uçurdu. Mersin'e, ağaçlara, havuza, bahçedeki ördeklere tavuklara... Çok zor geldi ayrılmak ama çok mutlu... Pazt Sri Lanka uçuşunu iptal eden aşkısı da uçtu aynı akşam... Evde 2,5 yıl sonra ilk alnızlığın tadını çıkarmaı planlayan ann ise 2 gün gidemediği işin acısını geceyarılarına kadar mutfak masasında lap top'u ve kahvesiyle değişti...
Olsun, şu an ben de Colombo'a uçuyorum... Fil safarisi, rafting, çay hasadı ve sonunda NEGOMBO beach'te uzanmaya okyanusun kenarında...Sabaha aşkısının yanındayım, 7 gün başbaşa Sri LAnka'yı gezeceğiz... O da toplantılarına ara veriyor, sonra anne eve , anneanne minnoşu getirecek, bir kaç gün sonra da baba gelecek ve biz kaldığımız yerden devam edeceğiz...
Kızım biliyorum iyi vakite geçiriyorsun, büyük anneanne, anneanne, teyzen ve ablanla... Hepimiz tadını çıkaralım, dönünce de birbirimize doyalım. Anne çok orgun ve tahammülsüz, söz verioum dönüşümüz de herşey çok daha güzel olacak...
20 Temmuz 2009 Pazartesi
İlk'ler
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Korkak anne...
2 gün sabrettim, laf anlattım, dikkat dağıtmaya çalıştım...vs ama başarılı olamadım. Artık dün akşam kucaklayıp sinir krizine neden olsa da banyodan çıkardım, sakinleşmesi uzun sürdü ama sonra tekrarlamadı... Bugün 3. gün , eve gidince banyoda ellerimi yıkarken yine aynısı olur mu diye korkmadan edemiyorum, ama korkunun ecele faydası yok, bakalım neler olacak :)
P.S: Bu Naz var ya zeka küpü... 2 gecedir ben uyutuyorum, o yatağına çıkıyor, çıkardık korkulukları şu geçiş dönemi alçak düşmeyi önleyen file portatif koruyuculardan taktık, ben de yere uzanıyorum o dalana kadar odada, dönüyor dönüyor sonra uyuyakalıyor... Neyse dün yine benim onu uyutacağımdan emin olmak için mutfakta sütünü içtikten sonra , beni elimden tuttu, herkese ell sallayıp " bay baaay" yapıp , beni odaya sürükledi. Sonra yatağına çıkmadı, yere yattı, beni de yatırdı, benim yerde yattığımdan emin olmak için , sonra yatağına çıkıp emziğini aldı... Komiksin NAz çok komik...
13 Temmuz 2009 Pazartesi
2 yaş krizi varmış...
İsteyen bana cahil desin, 2. çocuğu yaparsam çiş olayını aklı ermezken 18 aydan önce çözmenin yoluna bakacağım. Kendini bilen çocukla zor zor... 9 aydır kakasını söyleyebilen gözümün nuru, benimle direk inatlaşıyor... Gözümün içine baka baka, sonra yıka beni diye küvete koşarak... Su kuşu... Babası çiş yapınca silin yıkamayın diye ultimatom verdi, başta "hıhh" diye burun kıvırmış olsam da, Naz'ın sırf zırt pırt suya girmek için bunu yapabilecek kapasitede bir çocuk olduğunu düşününce çok da anlamsız değil...
Cumartesi günü Kanyon'da havuza atlamaya çalışan, çıplak ayakla koşuşan, onu havuzun kenarında güvenliğini sağlayacak şekilde sabırla beklemesine rağmen, ki bu Kitchenette'de bizim gibi yemek yiyen onlarca masaya düşe çarpa, artık dayanamayıp sözümü dinlemeyince oradan uzaklaştırdığımda ortalığı ayağa kaldırmış bir ufaklıkla çaresiz bir anne gördüyseniz o bendim.. Oyuncakçıda jetonlu oyuncağa bindirip , azıcık sakinleştirince arabasında biraz uyudu da huzura erdik... Dün de evde musluğu kayda değer bir süre açıp suyla oynayınca, ki sabah havuza girdi, sonra küvette bıcı bıcı yaptı, sularla oynamasına izin verilmeyince yine yarım saat süren öfke krizlerine giren , ortalığı yıkan da aynı ufaklık... Perşembe akşamı banyosu onun istediğinden kısa sürünce beni ve babasını çaresiz bırakan da aynı ufaklık...
Biliyorum benim tahammülüm az, Murat yüzüme yansıtttığımı söylüyor ama son bir kaç haftadaki değişim inanılmaz... Bir an çok iyi , sonra çıldırıyor, hatta bazen söylenmeye başlıyor anlamsız bir mırıltı, sonra krize dönüşebiliyor...
Ben mi çok iyimserdim, ya da karşılayabilirim mi sandım? Kendi çocuğum olunca tahammül edebilirim mi sandım? Çok mu sınırları zorladım, ya çok kastım ya da çok mu rahat bıraktım.... ya da bilenlerin söylediği gibi " bu böyle" mi sadece???
Ah ah çok kafam karışık... Yorgunum...
7 Temmuz 2009 Salı
Bu sefer kesin dönüş :)
Geçen hafta Pazar evimize döndük 1 haftalık teyze hayatından sonra… Zor oldu, 2. köprü bir yandan iş bir yandan , deli eden ustalar bir yandan… Ne zormuş, ne pis işmiş… Bu haftasonu perdeler de takıldı, kaldı geriye dolap işi, sonra tamamdır inşallah…
Tabi bir önceki haftasonu ara verdiğimiz oyun grubumuza bu hafta harika bir aktivite ile geri döndük, Neslihan’lara gidebildik nihayet bunca ay sonra, ama bu sefer de Devrim’İ fire verdik … Sinem ve ben her zamanki gibi ben arkada 2 bebekle , Sinem direksiyonda yola koyulduk, kaybolmadan ama hiç bilmediğimiz yerlerden ulaştık… Ebru ve Neslihan ufaklıklarla havuzdaydı zaten, biz de katıldık hemen… 2 su kuşu Naz ve Mert kendilerini havuza attılar, nispeten temkinli Mert kendinden yüzen mayosunun da yardımıyla daha güvenli bir portre çizdi. Ama Naz.. Anlatılmaz yaşanır; bir özgürlük, bir korkusuzluk, bir kafa tutma… Sağolsun biri Naz’ı tutmama, diğeri simidini şişirmeme yardım etti arkadaşların da sağ salim havuza girdik… Bunu bir önceki hafta Aslı’da test etmiştik aslında, Naz bir su kuşu ve korkusuz bir su kuşu…
Artık Naz morarınca, hepsini beraber çıkardık, biz bir güzel banyo yaptk hatta. Neslihan’ın hazırladığı sofrada hep beraber yemeklerini yediler… Naz ve Mert oyun çadırında beraber uzanıp dinlendiler yemekten sonra…
Uykusuzluklarından korktuğumuz minikleri kapıp Sinem’le ayrıldık, yolda baktık ki uyumuyorlar, biz deli gibi acıktık… Ver elini Bela Vista, gelsin penneler gitsin tortelliniler, gelsin biralar gitsin kahveler… Naz arabasında 2. dakiaka uyudu ( sabah 06:30’da uyanan ve havuzda cozutan bir bebeğin kaçınılmaz sonu…) ama bu sefer Mert uyanıktı… Naz uyanınca Mert kızımı öpücüklere boğdu, çok mutlu olduk Sinem’le… Sonra çete süs havuzuna yollandı, 3 dakika sonra garsonların kibar uyarısı ile yanımıza kaçtılar, ben tam çocukları koruyayım diye ayaklandım, bir de baktım ki saksılarda toprakları bir güzel havuza atmışlar, tabi hemen sıcak bir gülümseme ile mekandan ayrıldık…
Bu Cuma süper bir plan var ,ama gerçekleşmeden yazmayacağım, ya olmazsa diye korkumdan :)
22 Haziran 2009 Pazartesi
Bu haftasonu biz...
Cumartesi sabahı 22 aylıkken ilk parmak ( bence avuç) boya aktivitesinden büyük keyif alan, sonra bırakmak istemeyen, bu yüzden ortalığı yıkan, sonra tüm haftasonu evdeki herkese kurrutuğumuz resimlerini gösterip kendini alkışlıyan ve alkışlatan Naz
Sadece kendime...
Fütursuz, sallamaz olmayı özlersin, bile bile öyle olmadığını, olamayacağını, ama kendini kabullenemezsin de ...
İşte böyle iki arada bir derede hiçbirşeyin keyfini süremez, tadına varamaz, herşeyi " to do list" te bir madde olmaktan öteye taşıyamazsın... Su terazisindeki damla gibi bir oraya bir oraya akıverirsin degeyi tutturmaya çalışırken, koyveremezsin...
Outstanding hayatlar yaşamaya mahkum olursun...
16 Haziran 2009 Salı
Cek cek, cak cak...

15 Haziran 2009 Pazartesi
Biz bu haftasonu...
Cumartesi organizasyon annesi Sinem'in programıyla Bebek Parkı'ndaydık. Neslihan- Doruk , Devrim - Rüzgar'sızdık.
Sonra MOHINI'nin şenlik alanına zıpladık. Ama kelimenin tam anlamıyla... Kocaman çocukların arasında ezilmekten zor kurtardım Naz'ı... Mert daha temkinliydi her zamanki gibi, içine girmedi balon evin, ama Naz boyuna posuna aldırmadan bastı gitti, elbisemle iki büklüm onu çıkarmak bana düştü tabi...
Ardından legolar, oyuncak arabalar derken, bir miktar kandırmaca ve direnişle uzaklaştık alandan... Biraz dondurma , muhallebi molası, üstüne Lucca standından tezat porsiyonlu bir yemek ( bizim hanburgerler ne kadar büyükse levrek o kadar küçüktü :)) yedik... Mert uyudu deniz kenarında mışıl mışıl... Naz tabi yine cinocin... Ama arabasında uslu uslu oturdu, bebeğiyle oynadı, MErt'e ninni söyledi, ayaklarıyal oynadı, bizimle sohbet etti, nasılsa 2 saat bizimle sorunsuz vakit geçirdi... Teşekkürler kızım, çoooook teşekkürler...
Yerim ben bu koca ayakları :)
Pazar günü ise havuzlu, mangallı, salatalı ( kocam yaptı :)) bahçe keyfi yaptık Mert'in dedesinin bahçesinde... Buz gibi suyun içinde şenlerdi bizimkiler, kahkahalar attılar... Doruk bizimkileri yıkadı :)
Yüzme refleksleri kendini gösterdi, boylu boyunca uzandılar havuzun içine, costular... Ama tabi titremeye başladıklarında başta Naz olmak üzere olay çıkardılar. Neyse,binbir dil dökerek onları bahçeye yönlendirdik... Kova, kazma, kürek, çalıştılar, evin etrafını onlarca defa tavaf ettiler. Bizse bol bol yedik, içtik sohbet ettik... Sinemcim, tekrar teşekkürler...