20 Ekim 2008 Pazartesi

Dolu dolu bir haftasonu, haliyle de uzun bir post daha...

Cidden dolu dolu bir haftasonuydu...
Cumartesi sabahı Cuma gününden SONBAHAR aktivitesine doyamamış anne-bebek babayı da dahil edip ormana giderler...
"Baltalar elimizde, uzun ip belimizde , biz gideriz ormana hey ormanaaa" eşliğinde yapılan yürüyüş sonrası, parkta favori oyuncağımız salıncakta bize göre uzun, Naz'a göre çok kısa vakit geçirdik... Sonrasında arabasından bir kere inip tekrar oturması mümkün olmayan Naz'la kozalak toplama, yaprak, ağaç, dal..vs gibi kavramları bizzat elleyip tadarak tanıdık :) Maalesef bunların yanında sürekli Naz'ın ulaşmaması için izmaritleri , pet şişe kapaklarını toparlamam gerekti... Naz'dan çok bizim hoşumuza giti diyebilirim bu saatler... Dönüşte aşkısıyla yakın markaj kedileri sevdiler ki , beslenme satinde onlarca kediden bahsediyorum. Mahalleliler besliyor ormanın kenarında... Ben de çok ciddi bir kedi fobisi vardır, başlı başına bir yazı konusu. Ama benim kabusum kızımın rüyası oldu....Kediler, acil çözüm yaratmam lazım...








Açıkhava ve bol oksijen bize de süper geldi, Naz'ın hemen uykuya dalmasını da sağladı ve eve yürürken bu sefer iyice uykusu gelen kızımız arabasına oturmaya bu sefer kısa süre itiraz etti ve hemen uyuya kaldı da belimiz rahat etti...

Günün devamında oyun grubumuz vardı. 2.sini gerçekleştirdiğimiz grup bu sefer Mert'İn evindeydi. Geçen hafta ayrıntıları yazamamıştım bir türlü... Bu sefer Rüzgar ve annesi Devrim de katıldı rötarlı olarak. Mert ayca büyük olmasının da verdiği olgunlukla Naz'ı hemen tanıdı, oyuncaklarını paylaştı... Beraber dans ettiler , ki Mert'in bu konuda çok yetenekli olduğunu söylemeliyim. Naz daha çok Mert'i izledi ama Rüzgar oldukça katılımcıydı...En çok toplarla oynadılar, top havuzunda Naz Mert'i elindeki topları almak için düşürse de Mert olgunluğunu bozmadı. Sinem'in sürprizi olan su bazlı köpük balonlarıyla da oldukça eğlendiler... Ama favorimiz devasa şişme top, yuvarlandıkça yuvarlandılar... Beslenme saatinde masa etrafında oturup yemek yeme denemeside Naz oyun bozandı ve bir kaç lokma dışında evi keşfe devam etti ve her fırsatta kendini mutfağa attı. Buluşmalarının sonunda serbest zaman geçirip oyuncakları keşfettiler... ( Bu notları en kısa sürede kısa bir rapor halinde siteye de ekleyeceğim)

Eve gelip Naz'ı Marina'ya emanet edip kendimi kuaföre , oradan da aşkısı ile Funda-Ecehan düğününe attık. ( tüm gün ulaşım sorumlusu olarak bizi yalnız bırakmayan aşkısına özel teşekkür :) mucks sevgilim) Çok güzel bir çift, kendileri gibi eğlenceli bir düğünle hayatlarını resmen birleştirdi...Çok keyifli saatler sonrası geceye devam etmek istedik ama Naz'la geçen bir yıl bizi biraz paslandırmış, nerede gece 12'de sokağa çıkan biz nerede şimdiki biz... Bir enerji geceye devam deyip istikameti şehre çeviren biz balkabağına dönüştük gece 00:00da ... Orası olmaz, burası şöyle derken bir bakmışız saat ilerlemiş, bizim enerjimiz azalmış... Marmaris Büfe'yi ziyaret edip evimize döndük ...
Pazar sabahı daha erken saate söz verdiğimiz ama geç uyanabilmiş karı-koca bizler nedeniyle geç gittiğimiz, biricikim kardeşimdeki kahvaltı ile güne bomba gibi başladık. NAz tabi daha bomba idi bir an yerinde durmadı, evi keşfe girişti... En son gittiğinde yürüyemiyordu tabi, hemen arayı kapattı... Dolayısıyla teyzemiz , ben Naz'ın emrine amade bir halde olduğumdan, yedirdi, içirdi, topladı akşama da biz de kalmak üzere hazırlandı da kendimizi sokağa attık. Şükürler olsun Naz uyudu yolda ve Emirgan Sütiş de güya sadece Naz'a bir çorba molası verip istikametimiz Dali sergisiydi... Meğer Naz'dan çok biz acıkmışız... Tıkındıkça tıkındık, bir baktık saat çok geç olmuş... Babasıyla cami avlusunda güvercin kovalayıp yorulmuş Naz geri gelince, Dali'ye uzun bir zaman ayırmak istediğimizden bir sonraki haftasonuna erteleyip İstinye Park'ta soluklandık...
Naz oturduğumuz kafede bir an durmadı, tüm masalarla tanıştı... Çok sevdiği plastik su ve meyve suyu şişelerini oradan oraya taşıdı durdu...
Naz'a uzun zamandır gidemediğim Kifidis'i görünce hemen uzun süredir ertelediğimiz ilk adım ayakkabısını aldık. Artık dışarıda da yürümekten çekinmiyor çünkü ve ben spor ayakkabıları yürüme işini iyice ilerletince giysin istiyorum...
P.S;Aşkısı aşağıdaki fotoğrafımızı çok güzel yakalamış , henüz 2 kardeş ve Naz şöyle bir pozumuz yoktu...


Çok uzattım ama uzun süredir geçirdiğim en keyili haftasonuydu... Her detayını hatırlamak istedim yazarken....

6 yorum:

EBRU ve RİMA dedi ki...

Güzel bir hafta sonu yaşanmış...fotoğraflara bayıldım.Nazarlardan saklansın beyaz şapka çok çok yakışmış Naz'a.
Bu arada gözümden kaçmaz şu kedi fobisini uygun bir zamanda yazarsanız zevkle okuruz::)

HülyArda dedi ki...

hafta sonu bizde aranızda olmayı çok istedik ama toplantı 16:00 da bitti yetişemedim. Bu hafta inşallah.

sevgiler...

pinarbk dedi ki...

Üç kardeş gibisiniz. Çok genç bir anne ve teyze. harika...

Elif dedi ki...

***Ebrucum, ay şımardık, teşekkürler :) Beyaz şapka el örgüsü bir dostumuzdan, gevşek örüldüğü için de hiç terletmiyor, hazır şık bereler terletiyor hareketli kızımı :) Kedi fobisi yazacağım, beni tanıyan herkesin bildiği bir detay ve kesinlikle burada yazılmayı hakediyor. Sana bir de balık tarifi vereceğim kokusuz evde yapmak üzere :)
***Hulya, tanışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz...
***Pınar, yine şımardım :) teşekkür ederiz, ama önemli olan bu yorumu yıllar sonra da alabilmek değil mi? Kendimize iyi bakalım :)

mertgoker dedi ki...

Elifcim bizim içinde çok keyifliydi. Sitedeki ve Naz ın sitesindeki yazılarında çok güzel olmuş. Eline sağlık. Umarım kocaman olduklarında da beraber oynarlar.
Sinem

Elif dedi ki...

Selam Sinemcim... teşekkürler. Bu haftasonunu sabırsızlıkla bekliyoruz yine... Sevgiler